Güzelliklerden güzellik seç beğen,
Günün uzaklaşmasın sevgilerden,
Düş kur kendine gülüşlerden,
Aklın uzak olsun kederden,
Zaman dalıp, alıp bizi seçer,
Neşe dolup,seçer solgun renklerden...
Boşa değil anlatılanlar, yaşananlar var,
Sessizliğimizde bakışlarla birbirimizi anlar,
Senin için yazdım kaynağım maziden,
Her şeyimle varım, karşındaki bu ben,
Bazen hatalarda yapar bu beden...
Yarından sonrası farklı olmalı,
Aslolan şudur; her şey iyi olmalı,
Yaptık olmadı, baktık ; çocuk olmalı,
Yeri geldi gülmekten çıt kırıldık,
Bazen gemi dibe vurdu, sarsıldık
Anlayamadık; çünkü bu hayat çok karışık...
Sana bir soru; neden gözlerin buğulu,
En içten şiirim bu en duygulu,
Kalmasın kalbin uykulu,
Yaşandı bitti dediklerimizin anısı bile yetti,
Felek bilmecelerini sorarken aklımızdan geçenler tekti...
Büyümek fikri yoktu belki aklında,
Nerden bilebilirdin hayat zorlukta,
Sürekli koşup gülsen, bundan on yıl sonrada...
Yüzlerce tanıdık, onlarca arkadaş, ve bir çok dostun var,
Yarı gerçek, yarı masal, ve düşlediğin bir hayatın var,
Yüzlerce şıktan birini seç, o doğru gerisi yanlış karar,
Doğum gününde biliyorum gözlerin bizi arar,
Sen böyle devam et, etmezsin zarar...
*Neşecim Doğum Günün Kutlu Olsun...
Wednesday, February 28, 2007
Tuesday, February 27, 2007
Pembeler;
Gözümün önüne geldiler,
Yüzüme bakmadan beni sildiler,
Aklıma nice hesaplar düşürdüler,
Gülmek sana fazla dediler,
Donakalırsa bedenim tetikler, hevesler
Boğazımda düğümlenir nefesler,
Karşı duramaz aciz bedenler,
Kapattığım tüm ışıklarda parlak gözler,
Karanlıkta birini seçer, eskiyi siler,
Annelerin ninnisi gibidir, hangi sözler...
Gözünü kırpma bi de sen vur,
Bu kaçıncı darbe, artık biri dese dur,
Bir serseriyi öldürecek yine serseri kurşundur,
Bekle görürsün hayat sana da yapar kur,
Rüzgarda savrulan ıslak benliğim kurur,
Salsam düşlerim yolunu bulur,
Yalnızlığın ortasında kaldım, nerde huzur,
Gözyaşlarım gelmez gözbebeğim sel olur,
Söyle hadi;
Kaç denemeyle aşık olunur,
Hangi duruşla adam olunur,
Neden her hareket buna yorulur,
Bilmem ardımdan neler sorulur...
Hedefimdeki tüm kurallar delinir,
Masallar Kaf dağının ardında belirir,
Bedeli ağırdır ama kolay ödenir,
Bunca zaman yaşama hevesim körelir,
Ta ki sevince; bedenim dirilir,
Sana aşık olunca gitmen mi gerekir,
En büyük sevda sözü, zaten sevmektir,
Beklesem acaba ne zaman, denk gelir,
Belki de suratıma tokat gibi gelir, reddedilir
Tek sebep sevmekse; bu kabul edilir,
Rüzgara kucak açtım; ne pusula gerektirir,
Yelkenleri saldım, salım kum biriktirir,
Hep ilerliyorum belki nefesim kesilir,
Dinlesem sağduyumun sesi incelir,
Teklifi sunuyorum, olacağı kesin olabilir...
Yavaşla olurda nerde duracağını bilemezsin,
Hayata bak benim gördüğümü göremezsin,
İçindeki kördüğümü tek başına çözemezsin,
Ağlarla örülen bu duvarı geçemezsin,
Yaklaş biraz; uzaktan beni seçemezsin,
Atılan her zarfı açtın bunu okuyamazsın,
Dünyanın tersinden bakıp olanlara şaşamazsın,
Beyinlere çıtlatılan lafları içinde tutamazsın,
Ara sıra yüzüme bak, zihnimde kalamazsın...
Gezdiğimiz yol dik ve yokuş,
En tepeye çıkalım, orda benimle buluş,
Bu aşkta son buluş, tam 12 den vuruş,
Esen rüzgarla kafalarda başlar uçuş,
Yazıldığı gibi okunuş bende; son dokunuş
Hayatım bir melodi bir sunuş
Eski yok olur, bendeki yeni oluş,
Sebep arama; adeta küllerimden doğuş,
Güneşin doğmadığı yerde ardı arkası konuş...
Bana tüm kapılar kapalıysa sende kapat zarf at,
Belki okurum hayat, okumazsam bana ayrılığı dayat,
Meleklerden ödünç aldığım protez kanat,
Gelenler hep gideni ödemeli arat,
Zorla, tut yakasından alırsın belki cevap,
Hangisi doğru, hangisi gerçek, hangisi sevap,
Devam et beni bu zamana kadar ağlat,
Alacakaranlıkta kayar bir yıldız son sürat,
Dur dur içinde biriktir sonra patlat,
Sevmediysen açtığım konuyu kapat,
Geride kalan bir tek şaşkın surat,
Sokaklar ıssıza bağlansa da giriş çok rahat,
Ne aldıysan onu sat; bana bir dostu hatırlat,
Sağa sola dönerim; beni bırakamazsın sakat,
Kaçırdığım fırsatları tekrar tekrar yarat,
İster tut bir sayı, zar at
İstersen vur yüzüme tokat at,
Beceremediysem; kendi yolunda tur at,
Ağlak günlerim sanma ki geçer rahat...
Gözümün önüne geldiler,
Yüzüme bakmadan beni sildiler,
Aklıma nice hesaplar düşürdüler,
Gülmek sana fazla dediler,
Donakalırsa bedenim tetikler, hevesler
Boğazımda düğümlenir nefesler,
Karşı duramaz aciz bedenler,
Kapattığım tüm ışıklarda parlak gözler,
Karanlıkta birini seçer, eskiyi siler,
Annelerin ninnisi gibidir, hangi sözler...
Gözünü kırpma bi de sen vur,
Bu kaçıncı darbe, artık biri dese dur,
Bir serseriyi öldürecek yine serseri kurşundur,
Bekle görürsün hayat sana da yapar kur,
Rüzgarda savrulan ıslak benliğim kurur,
Salsam düşlerim yolunu bulur,
Yalnızlığın ortasında kaldım, nerde huzur,
Gözyaşlarım gelmez gözbebeğim sel olur,
Söyle hadi;
Kaç denemeyle aşık olunur,
Hangi duruşla adam olunur,
Neden her hareket buna yorulur,
Bilmem ardımdan neler sorulur...
Hedefimdeki tüm kurallar delinir,
Masallar Kaf dağının ardında belirir,
Bedeli ağırdır ama kolay ödenir,
Bunca zaman yaşama hevesim körelir,
Ta ki sevince; bedenim dirilir,
Sana aşık olunca gitmen mi gerekir,
En büyük sevda sözü, zaten sevmektir,
Beklesem acaba ne zaman, denk gelir,
Belki de suratıma tokat gibi gelir, reddedilir
Tek sebep sevmekse; bu kabul edilir,
Rüzgara kucak açtım; ne pusula gerektirir,
Yelkenleri saldım, salım kum biriktirir,
Hep ilerliyorum belki nefesim kesilir,
Dinlesem sağduyumun sesi incelir,
Teklifi sunuyorum, olacağı kesin olabilir...
Yavaşla olurda nerde duracağını bilemezsin,
Hayata bak benim gördüğümü göremezsin,
İçindeki kördüğümü tek başına çözemezsin,
Ağlarla örülen bu duvarı geçemezsin,
Yaklaş biraz; uzaktan beni seçemezsin,
Atılan her zarfı açtın bunu okuyamazsın,
Dünyanın tersinden bakıp olanlara şaşamazsın,
Beyinlere çıtlatılan lafları içinde tutamazsın,
Ara sıra yüzüme bak, zihnimde kalamazsın...
Gezdiğimiz yol dik ve yokuş,
En tepeye çıkalım, orda benimle buluş,
Bu aşkta son buluş, tam 12 den vuruş,
Esen rüzgarla kafalarda başlar uçuş,
Yazıldığı gibi okunuş bende; son dokunuş
Hayatım bir melodi bir sunuş
Eski yok olur, bendeki yeni oluş,
Sebep arama; adeta küllerimden doğuş,
Güneşin doğmadığı yerde ardı arkası konuş...
Bana tüm kapılar kapalıysa sende kapat zarf at,
Belki okurum hayat, okumazsam bana ayrılığı dayat,
Meleklerden ödünç aldığım protez kanat,
Gelenler hep gideni ödemeli arat,
Zorla, tut yakasından alırsın belki cevap,
Hangisi doğru, hangisi gerçek, hangisi sevap,
Devam et beni bu zamana kadar ağlat,
Alacakaranlıkta kayar bir yıldız son sürat,
Dur dur içinde biriktir sonra patlat,
Sevmediysen açtığım konuyu kapat,
Geride kalan bir tek şaşkın surat,
Sokaklar ıssıza bağlansa da giriş çok rahat,
Ne aldıysan onu sat; bana bir dostu hatırlat,
Sağa sola dönerim; beni bırakamazsın sakat,
Kaçırdığım fırsatları tekrar tekrar yarat,
İster tut bir sayı, zar at
İstersen vur yüzüme tokat at,
Beceremediysem; kendi yolunda tur at,
Ağlak günlerim sanma ki geçer rahat...
Monday, February 26, 2007
Gecem aydın, günüm aydın...
Sormasaydın, öpüp koklasaydın,
Saymasaydın, bölüp saklasaydın,
Yormasaydın, gülüp yollasaydın.
Koymasaydın beni yalnız, gece yollara,
Atmasaydın, zalim yalnızlığın kollarına,
Vermeseydin, aşk serumunu damarlarıma,
Olur muydum, senin yolunda bi aşk-ı hovarda...
İçmeseydim, elinden aşk şarabı,
Çekmeseydim, keşke bu azabı,
Görmeseydin, halim olan bu harabı,
Olur muydun, derdimin tek dermanı...
*2.ve 3. Dörtlüğü bana bahşeden dostumlarıma saygılarımla...
Sormasaydın, öpüp koklasaydın,
Saymasaydın, bölüp saklasaydın,
Yormasaydın, gülüp yollasaydın.
Koymasaydın beni yalnız, gece yollara,
Atmasaydın, zalim yalnızlığın kollarına,
Vermeseydin, aşk serumunu damarlarıma,
Olur muydum, senin yolunda bi aşk-ı hovarda...
İçmeseydim, elinden aşk şarabı,
Çekmeseydim, keşke bu azabı,
Görmeseydin, halim olan bu harabı,
Olur muydun, derdimin tek dermanı...
*2.ve 3. Dörtlüğü bana bahşeden dostumlarıma saygılarımla...
Sunday, February 25, 2007
Dört kanatlı yoncanın yaprağında,
Henüz açmamış goncanın dalında,
Her işin akabinde ve detayında,
Her güzelliğin gözünde ve kaşında,
Sinmiş korkularımın ezelinde ve başında,
Arar, arar; bulurum seni...
Dalgalanmış yüreğimin çarpıntısı saçlarında,
Tutmayan mafsallarımın kıpırtısı duruşunda,
Kucak dolusu hasretim kollarında,
Falına bakılmamış kahvenin acısı dudaklarında,
Üzerinde kalem oynatılmamış sevdanın yazgısı şakaklarında,
Yazar, yazar; avuturum kendimi...
Henüz açmamış goncanın dalında,
Her işin akabinde ve detayında,
Her güzelliğin gözünde ve kaşında,
Sinmiş korkularımın ezelinde ve başında,
Arar, arar; bulurum seni...
Dalgalanmış yüreğimin çarpıntısı saçlarında,
Tutmayan mafsallarımın kıpırtısı duruşunda,
Kucak dolusu hasretim kollarında,
Falına bakılmamış kahvenin acısı dudaklarında,
Üzerinde kalem oynatılmamış sevdanın yazgısı şakaklarında,
Yazar, yazar; avuturum kendimi...
Her gece düşlerimde gördüğüm o gerçeğim sendin...
Her gün bilmeden üstüne basıp geçtiğin o yol bendim...
Bütün sevmelere inat umut bağladığım sendin...
Tüm gülüşlerde saklı o kördüğüm bendim...
Varlık içinde yokluğum, karanlıkta fenerim sendin...
Kırılmış zannedip umursamadığın o pembe hikayende,
tokan bendim.
Edilmiş teşekkürleri kapmak adına söylediğim sözlerde,
hafifletici nedenim sendin.
Her gün bilmeden üstüne basıp geçtiğin o yol bendim...
Bütün sevmelere inat umut bağladığım sendin...
Tüm gülüşlerde saklı o kördüğüm bendim...
Varlık içinde yokluğum, karanlıkta fenerim sendin...
Kırılmış zannedip umursamadığın o pembe hikayende,
tokan bendim.
Edilmiş teşekkürleri kapmak adına söylediğim sözlerde,
hafifletici nedenim sendin.
Hayat görenin aşkıyla serap; bir damla suyla,
Kalem parça parça haykırır bu kağıda,
Dilim varmaz kimsin demeye,
Soyut bir yüz aksederken aynada.
Ne yapsam da; içimdeki ben hala sen krizlerinde.
Varlık ruhu keşfeder, gözün gözümde.
Bir dilim bende yedim, keramet hayat denen ekmekte.
Mekanın cennet, merhamet aşk denen illette.
Kalem parça parça haykırır bu kağıda,
Dilim varmaz kimsin demeye,
Soyut bir yüz aksederken aynada.
Ne yapsam da; içimdeki ben hala sen krizlerinde.
Varlık ruhu keşfeder, gözün gözümde.
Bir dilim bende yedim, keramet hayat denen ekmekte.
Mekanın cennet, merhamet aşk denen illette.
Gerçeğin önünde düştü maskeler,
Hapsolmuş tüm kaybolan özlemler.
Elbet meleğim beni de kanatları altına alacak.
Ve hayaller ardı ardına gerçeğim olacak.
Kurduğum hesaplar, yargılar günahtan arınacak.
Sardığım gecelerim dumanlı bir örtü içinde.
Sis içinde bir kadeh şarap içince.
Döndü güler yüzüm kelamdan hasret çekince.
Çifte sevinçle ördüğüm bu zincir eşsiz,
Mabedim gönlünde, değerlerim çizdiğim eskiz.
İçimde bahar, senin adınla gözlerim parlar.
Bugün hüzün çöker nefeslerimden damlar,
İnce bir sızıyla tan kızıllığında geceme akar.
Ağlasın bırak gözlerim,
Ağlasın bırak sözlerim,
Her gün benim yollarımda,
Her düş senin kollarında,
Her son sözüm yokluğumda,
Solmasın gül papatyalarımla...
Hapsolmuş tüm kaybolan özlemler.
Elbet meleğim beni de kanatları altına alacak.
Ve hayaller ardı ardına gerçeğim olacak.
Kurduğum hesaplar, yargılar günahtan arınacak.
Sardığım gecelerim dumanlı bir örtü içinde.
Sis içinde bir kadeh şarap içince.
Döndü güler yüzüm kelamdan hasret çekince.
Çifte sevinçle ördüğüm bu zincir eşsiz,
Mabedim gönlünde, değerlerim çizdiğim eskiz.
İçimde bahar, senin adınla gözlerim parlar.
Bugün hüzün çöker nefeslerimden damlar,
İnce bir sızıyla tan kızıllığında geceme akar.
Ağlasın bırak gözlerim,
Ağlasın bırak sözlerim,
Her gün benim yollarımda,
Her düş senin kollarında,
Her son sözüm yokluğumda,
Solmasın gül papatyalarımla...
Her şeyi umursadığım o yerdeyim, sendeyim, seninleyim.
Her gün gidip geldiğim o yer benim, sensizim, sessizim.
Çaldıkça hüzün veren o şarkıyım, plak benim, güfte benim.
Düştükçe ıslatan o yağmurum, bulut benim, dert benim.
Çektikçe kısalan ı sigarayım, duman benim, tiryakin benim.
Gittikçe yaklaşan o benim, yol benim, yolcu benim.
Her gün gidip geldiğim o yer benim, sensizim, sessizim.
Çaldıkça hüzün veren o şarkıyım, plak benim, güfte benim.
Düştükçe ıslatan o yağmurum, bulut benim, dert benim.
Çektikçe kısalan ı sigarayım, duman benim, tiryakin benim.
Gittikçe yaklaşan o benim, yol benim, yolcu benim.
Kendisini tanımayan, anlamayan insandır yalnızca...
Kendisi olduğu sanılan kişiyi tanıyan...
Yapay gülümsemelerdir, gerçek kahkahanın...
Donuk çaresizliktir, gerçek acının...
Anlamsız gevezeliklerdir, doğru konuşmanın...
Sahte heyecanlardır, akıl almaz aşkların...
Karamsar tavırlardır, duygusal yaklaşımların...
Yersiz sitemlerdir, yerinde kararların...
Haksız rekabettir, alın teri çalışmanın...
Beklenen menfaattir, beklentisiz yaşamanın...
Kötü alışkanlıklardır, sımsıkı bağlılıkların...
Kabullenmesek te; yanlışlardır...
Doğruların yerini alan...
Kendisi olduğu sanılan kişiyi tanıyan...
Yapay gülümsemelerdir, gerçek kahkahanın...
Donuk çaresizliktir, gerçek acının...
Anlamsız gevezeliklerdir, doğru konuşmanın...
Sahte heyecanlardır, akıl almaz aşkların...
Karamsar tavırlardır, duygusal yaklaşımların...
Yersiz sitemlerdir, yerinde kararların...
Haksız rekabettir, alın teri çalışmanın...
Beklenen menfaattir, beklentisiz yaşamanın...
Kötü alışkanlıklardır, sımsıkı bağlılıkların...
Kabullenmesek te; yanlışlardır...
Doğruların yerini alan...
Sınırları belli belirsiz; çalakalem çizilmiş, hayatlar...
Son deminde soluklandığım; geç kalınmış, sevdalar...
Bir gülüşüne denk; tek bir yerde dönen, sarfiyatlar...
Günü kurtarma çabasında; boşa geçirilmiş, zamanlar...
Size sesleniyorum;...
Ne siz, beni anlar;
Ne ben, sizi anlar;
Anlarsa; bir o, anlar.
Anlarsa; o bir, anlar.
Kendime sahip olamadığım işte o anlar...
Son deminde soluklandığım; geç kalınmış, sevdalar...
Bir gülüşüne denk; tek bir yerde dönen, sarfiyatlar...
Günü kurtarma çabasında; boşa geçirilmiş, zamanlar...
Size sesleniyorum;...
Ne siz, beni anlar;
Ne ben, sizi anlar;
Anlarsa; bir o, anlar.
Anlarsa; o bir, anlar.
Kendime sahip olamadığım işte o anlar...
Az şey değil seninle olmak düşünüyorum da;
İçimde bir sevinç dallanıyor, budaklanıyor...
Gidiyorum, geliyorum, dalgalanıp duruluyorum.
Bir ceylan çiziyor toprak, karanlığın üstüne...
Karanlık maranlık ama iyi seçiliyor.
Alıp kaldırıyorum anıları düştüğü yerden...
Bunlar hep iyi şeylerdi ya.
Sahip olamadıklarımdan öte..
Siniyor içime bir şarkının sadece nakaratları...
Bazen su oluyorum, bazen aşk...
Bazen alev alev yanıyorum...
Bazen de yanmaktan öte gidemiyorum.
O oluyorum bu oluyorum...
Derken sabah oluyor.
Gün oluyor, kimse dokunamıyor,
Bizim suçsuzluğumuza...
İçimde bir sevinç dallanıyor, budaklanıyor...
Gidiyorum, geliyorum, dalgalanıp duruluyorum.
Bir ceylan çiziyor toprak, karanlığın üstüne...
Karanlık maranlık ama iyi seçiliyor.
Alıp kaldırıyorum anıları düştüğü yerden...
Bunlar hep iyi şeylerdi ya.
Sahip olamadıklarımdan öte..
Siniyor içime bir şarkının sadece nakaratları...
Bazen su oluyorum, bazen aşk...
Bazen alev alev yanıyorum...
Bazen de yanmaktan öte gidemiyorum.
O oluyorum bu oluyorum...
Derken sabah oluyor.
Gün oluyor, kimse dokunamıyor,
Bizim suçsuzluğumuza...
Subscribe to:
Posts (Atom)