Saturday, June 2, 2007

Ben sahilde kumlara değil yapraklarıma yazıyorum
Ben hep o küçük çocuğa özlemle yazıyorum
Hiç de umutlu değildi ve ayna karşısında yorgun
Sahipliği zayıf bir bedene sığdırılmış onca iş güç
Burnunu sürtmekten, iyinin kokusunu almam güç

Turnanın gözünden vurmak için zamana ihtiyaç varmiş
Hedefim başkalarının da hedefiymiş, neymiş işim zormuş
Tüm bunları kim uydurmuş, eğilip nasihat verenler bir bir kaybolmuş
Tanışlarımın gülümsemesi hafızamda kayıtlıdır
Yapmacık bir gülücük atma anında anlaşılır
Meleklere özenme zaten kötüye çok yabancısın
Bugün senin için hayat bir arayıştır ama yarın?
Düşlerini kaybetmek istemiyorsun tadını sakla gülüşlerin,
Güneş sıcak, yağmur ıslak, zaman gökkuşağından berrak

Hepimiz sorumluyuz herkesin bir suçu var
Mutlak zaman aşımına uğrar yada hışımına rastlar
Bunun için gözlerim ağlar kafam duvara da toslar
Ne yazık o kadar da dost var,
Geç anladım ki inandıklarımızın arasında çok fark var
Anlayamadılar anlattıklarımda hep bir mana var
İçlerinde gel-git’ ler haklisin getirisi birazcık zarar
Kabuğundan çıkmış önüne hayallerini katar
Karanlık üzerinde ellerinde fener tartar
Unuturmusun acaba seni özlediğim kadar
Oynamasam 2 dakka duramam ama yerim dar


Uyumak istiyorum günler çabuk geçsin diye
Benim bunlara karnım tok beni anlamayanlara kok
En korktuğum şey demek ki kaybedeceğim bir şey yok
Herkesin bir derdi vardı tutamaz içinde
Konuşmaların gül yüzünde veren seni ele
İki elim arasında kafam daldım ama derinlere
Gördüm ki sen başkasın ben başka,

Bana kafayı takmayın; bu son perde sıradaki oyun başka
Yoksa sonuna kadar geldim kavuşmadı zihnim sana
Bir ömür böyle bitse de unutmayı göze alamam
Anlatamadım derdimi, gücüm kalmadı artık
Yinede kimse beni bulsun istemem
Konuşurken şimdi senden fazla da teklemem
Vaktim yok dinlenemem ki artık ben
Demek bozdu kendini aslı’nı kaybetti kerem
Ben gerilemem kafanı yorma ben yürüyorum
Gir dünyama gülügülüveren

Wednesday, May 30, 2007

Öyle dudak büküp hor gözle bakma
Bırak küçük dağlar yerinde dursun
Çoktan unuturdum ben seni, çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Güzelsen güzelsin, yok mu benzerin?
Goncadır ilk hâli bütün güllerin
Aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Bir gülüşün var ki, kaş çatar gibi
En sıcak sözlerin azarlar gibi
Hiç bağlanır mıydım çocuklar gibi?
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Sonunda tuz bastım gönül yarama
Nice dağlar koydun, nice, arama
Seni terkedip de gitmek var ama
Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Makam: Kürdili-Hicâzkâr
Usûl : Semâi
Beste: Avni Anıl
Güfte: Şahin Çandır

Tuesday, May 22, 2007

Mutluluğum senle yoğrulur, Paranoyak olduğum doğrudur
Dilim damağımı Kurutur, Çölde yağmur kurudur
Sessizliğim konuşur, Ben dünyayla boğuşur
Herkes bir gün anlayacak, Bu fani gidici hayatı
Bütün bedenler hissedecek, Elbet yavaştan
Göz gözü görmeyecek yanında dahi telaştan
Ne aşk Ne sevgi Ne inanç Ne de umut
Geride kalacak hepsi dünyada
Olması gereken şeylerin adını iyilik yapmak koymuşlar
Baksana aynı gök kubbe altında doğmuşlar
İyiliğin saçlarını yolmuşlar ya berduşlar
7 Cücelerin prensesi ölmüş uçurumdan bir bir atlamışlar
Bende rüya çok sende tabiri
Kahvemin dibinde falı ve telvesi
Aynı şarkıyı söyleyeli nerdeyse 1yıl olmuş
Vakit kendini öldürürken sevdiklerim kaybolmuş
Her gün bir adım daha fark atmaktayım bu dünyaya
Uzaktan tanıdık oluyorum yakınlaştık bu yabancıya
Eski mumun kokusu kalır fitili başını öne eğer küser aydınlığa
Tuzsuzlarla tatlı yapan bir uyanık kolpam ortalıklarda,

Ben bana kendim için lazımım, hatıram olsun sana sözlerim
Lapa lapa kar yağsın, manzaralarımı beyazlara boyayın
Ben;
Bugün Ölebirim…
Şu an Ölebilirim…
Her an Ölebilirim…
Hiddet,şiddet,nefret titretirken kalbimin bam telini
Yeni kapılar kilitlenir ve bende anahtarlar eksik
Mirasım hak edene kalsın moda değil bu sözler.
Güneş su olsa, yağmur kurusa aksa üstüme,
Açılsa tüm çiçekler dönse bana,
Ardından bulutlar kaplasa saklasa aşkımı,
Çok zorlardım şansımı ve yatıştırırdım hırsımı,
Yaşama kafa tutardım hevesim kırılsa,
Birileri yalandan uzak bu adama sille vurmaya kalksa,
İlle çile mi çekmem lazım demez,
Yolculuk nereye, neler uğruna ölmeye,
Dört yalnızlıkla bir doğruyu götürmeye,
Devam eder, ve düşünür neden herkes dargındır,
Bi de gerisi mühim değil, sevgim sana özel ve saftır,
Bugüne dek işlediğim günaha istirhamım tek bir aftır,
Dökmek ister içini içim, anlatmalı mı biçim biçim?
Her neşe bir içim ve içlenişime direnişim,
Ben yürüdükçe kalır izim, bitmek bilmez pembe dizim,
Yüzüm her resimde karanlık, karamsar bir çizim,
Kimler geçerken içimden, Bir sen vardın,
Melekleri imrendiren, Hiç gelme gideceksen,
Yerine göre hayranlık uyandıran serzenişim…
Hak edene dersi başkası değil hayat verir,
Derin bir denizin dibine çökünce her aşka hazine denir,
Gafilen bir av olur avlanırsan bir kalp diğerine hükmeder,
Benden uzakta olsun derdim neydi ki henüz çocukken,
Gücümü toplamam gerekti aldanışımı yaşarken,
Kıvranışımı seyreden melekler gibidir sükûnet,
Tam kendimi toplamışken önüme çıkar hayalet,
Ve korku içime hucmederken korkup kaçar cesaret,
Felaket sarsılışımı izler, cesede çevirir esaret,
Yardım et, ne olur! Ve söndür acımı ,
Yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın,
Ne olur, gel, gel ..Ben sensiz kendime bile düşmanım..
Benimle kal! Hevesim kursağımda, silüetin şakaklarımda,
Gözlerim telaş misali her gidenle ağlarda,
Pervasız gülüşün gözümü aldı gözlerim komada,
Aklım uçtu sen mağduru melteminle ayıldı,
Yalnız çorak bir arazide uyandı,
Suskunluğum minnetimdi...
Yokluğun varlığı acıttı, kendimi sahillere yasladım,
Bağladım uçarı aklımı, halattı kararlarım,
Ve kesin seçimim, beklemezdi hayat,
Ve söylerdi son sözü, umursamaz umuda inat…

Koştum yanına geldim seni bulmak için,
Her belayla yattım kalktım 3 yıl arayla,
Küsme ne olur Leyla Mecnun’a?
Bacaklarımı sarkıttım dalga çarpar ayağıma,
Sarı saçların akasya, çalmış kokunu manolya...

Saçının teline zarar gelmesin, burkulur yüreğim,
Yanlışa düşmektense yanlışı düşlemekten korkarım,
Güzellikler sende saklı dedim fark etmeni sağlarım,
Buz gibi karaya vurmuşum, kaybetmişim pusulamı,
Ben bir insanım; kalbim kırılmışsa ağlarım…

Yıllar beni yanlışa sürükledi, gel de içimi titret,
Yıkılır bendim ilk depremde, kendim kendimden geçecek,
Konduğum her papatya, yüzünden aldanıştı her çiçek,
Yetmiyor çabam bak, yürüyerek geliyorum sabret.

Bırak, yine başa döndü bu dünya,
Yine sona sardı aynı kaset, bıktım!
Bu kaygısızlık maratonunda, seni tanımak için baktım!
İçine düşünce koştum, yattım, kalktım…
Sabaha erdi dünüm, yine başa döndü bu dünya…
Gözüm kapalı; arıyorum yalnızlığı,
Yalnız seni değil; soruyorum sensizliği,
Sensizlik ölüm değil; duyuyorum sessizliği,
Sessizlik dayanılır şey değil; açıyorum yaraları,
Aralıyorum kapıları, acıtıyorum kendimi...
Gün doğmuyor tan kızıllığında gecelerime,
Güneş vurmuyor kar kaplı zirvelerime,
Yağmur dahi yağmıyor bahardan kalma halime,
Küresel ısınmıyor kitlesel soğuyorum senden adeta,
Korkuyorum,bir dost sıcaklığında samimiyetin ortada...

Thursday, April 12, 2007

İki şey var hayatta,
Biri senden yana,
Diğeri sen...
Dost olana kadar ne tostlar yedik ki,
Hesabı yine bize ödettiler...

Thursday, April 5, 2007

gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
onlardan kalbime sevda geçmiyor
ben yordum ruhumu biraz da sen yor
çünkü bence şimdi herkes gibisin

yolunu beklerken daha dün gece
kaçıyorum bugün senden gizlice
kalbime baktım da işte iyice
anladım ki sen de herkes gibisin

büsbütün unuttum seni eminim
maziye karıştı şimdi yeminim
kalbimde senin için yok bile kinim
bence sen de şimdi herkes gibisin

*N.Hikmet

Wednesday, April 4, 2007

Bir iki dem keder yeter biraz da biz de gülelim
Öyle uzağa gitmek olmaz olursa bizde gelelim
Helalim olsa bakmam anlaşılmamış nasılsa gördüğüm hayalim
Akıtılacak ne kaldı gözlerimde yaş mı bıraktın
Vedası kusura bakma ama sen bu kez çok abarttın
Mutluluk daim değil ki bunu da bilmen gerekirdi
Gördüğün şeyler seraptı ben değil sen yanıldın
Benim için ne varsa kalpte anla senin içinde aynı
Bunun için mi bunca tafra inan ki çok bayattı
Haddim değil affet beni
Doğruluk mu esaret mi ya da özgürlük mü dersin
Ben cevabı bulamazdım sen yardım etmeseydin

Sensizlik içimde cinnet oldu ta derinde
Sessizlik içinde minnet oldu sana isteyince
Neden kalbin yerinde yok sorarım sana
Minnet duymalı kimisi daim sadık zor koşulda
Izdırapta yüreğim var mı acıya derman ellerinde bu cocuk
Tavırlarım küçük çelimsiz ve bir o kadar zorluk
Sonuçta çırpınır durur ki hallerim yokluk
Sorunlu yordamımda aç kalır gururum
Burhanım buruk zaferim de yok huzurum
Kor alev sönerse birgün içine düştüğüm
Yanında olmamanla eşdeğer bir kördüğüm
Savaş verdi bedenim en sonunda razısıyla
Kaç ve kurtul mutluysan şimdi uzaklarda
Elimi tutan ilk sendin bense kaçamak bakışlar attım
2 şey gerekir demiştin birisi bendim diğeri yarın
Hakkım varsa öderim zaten mutluluktan bahtiyarım,
Ecele giderim acele etme varsın yaşasın hayatını,
Elbet doğacak içine güneşim yakacak kalbin yalanlarını
Sabır devran dönecek onlar açacak kalbin ışıklarını
Doğrularımı değil bir zahmet yanlışlarımı göster bana
Korkularım hat safhada artık bulamam aklın cevaplarını,
Herşey yerine konuldu ama bak hala kalbim sensiz kayıp
Bazen düşünüp dururum bilmem neyi boş bıraktık
Hadi anlat anlar ruhum inan dinler kelimeleri,
Üzmez tatlı canını uydurur hikayeleri,
Suçlu olan biz değildik ama biz çektik ceremesini
Kalbin kalıbı siyah fakat iç tarafları biraz pembe
Gözler özünü göremez lakin çekilmiş siyah bir perde
Mutluluk denen şey anlatıldığı kadar saydam mıdır
Bu kadar iyi güzel sözün üstüne hayır demek kolay mıdır,
Gözler kalbi kandırır her gülücük bir rastlantı...
Vedaya tepkisiz dilimde söylenenler her bir gün,
Sinirlerim yenik kafamda olmayan bir dün,
Cevapsa vermem hiç bir zamana ait değil,
Savaş veririm vakit geçerken yaklaşır ölüm,
Topladım huzuru içime ne var ki duramadı,
Fatih soruyu sorarken onlar cevap bulamadı,
Hislerinin adını koyarken farkında olamadı,
Mutlak istediğim bir yârdı gönlüm alamadı,
Bak yüreksiz içine düştüğün bu durum sel olur,
Özünde varsa saygı sana birazcık gem vurur,
Kimin deminde varsa sevgi sadakat hep onur,
İnsan içine düşen tek şey çok gurur,
Dikkat et ve artı şükran et yaşamda kendine
Ömrüm izliyor ki bol zamansa şimdi rastgele
Kördüğümle bağlı umutlar yol olur herkese

Unut umut bugün yanımda yok
Neden hayat ağır bu denli çok
İnan kader elimde bir fener
Önemi yok yanımda olmasın ne fark eder...

Monday, March 26, 2007

aşkımı anlarsın ümidimdir,
seni sevmek yeminimdir,
yanında yalnız olmaktansa ,
aşkımı söyleyip mutsuz olmak hayalimdir...

*Ahmet KARSLI ..Dostuma Saygılarımla...

Saturday, March 24, 2007

Yaşarım, ölürüm, özgürüm fakat kısıtlı,
Dualarımda saklı, her gönlüm ama döngüsü kısır,
Bedenim kimsesizler aleminde,
Dertlerimse yarenimde gizli,
Yalpalarım sınırsız yaşamak hayallerinde,
Yüreğim ham cisimli, ciğerlerimse buğulu ve sisli,
Onunla en samimi muhabbetim sizli ve bizli...

Öyle bir dilek tuttum ki;
Yekpare kalbimde kalmış izi dertli,
Şifrelendi içime dalgalar, vurdu benzime,
Tek kişiyiz sevgimiz yalana endeksli,
Hepimiz kokusuz mumlarız, bir gecede eriyen,
Ya da dikenli gülleriz, bir hecede acı veren,
Ömrümün duraklarında kaçan sözlerimin pişmanlığı,
Saldım aklımın iplerini, kırdım hudutlarını,
Cümlelerim başından sonunu belli eder,
Ne kırar kalbini, kırıldığında sadece özrü bekler...

Sanmaki kaderin kalıcı yanı tek kalemde silinir,
Buralar artık benden sorulur ve bilinir,
Her acı elemli dertlerin mateminde her günüm tekerrür,
Yaslarım birer gül, kaderim biraz gül...
Titrek ellerimde ve senin burçlarında terazi,
Tarttı sevgimi kaç gramdı,
Hangi kelime sevdama yaradı,
Hangi kelime yaramı deldi,
Ve hangi kelime diğerinin yerine geldi.

*Yerini alamaz hiç bir kelime...
Gördün mü hiç bir tuz dağının suda nasıl eridiğini?
Gördüm ben bu yaşam boyu huzursuz iniltiyi,
Büyük bahçelerin küçük içinde,
Saksıların içinde,
Gördüm...
Uyurken uyandırılmış gibi,
Beni bir gül dalı sardı büyüttü belki...

O benki,
Aksi tavrımın önünde paradoks içinde,
Bir galibin önünde diz çökünce,
Bir mağlub olurum doğru bir düşünce...

Ne peki,
Yere dökülen gül yaprağının sessizliğimi,
Göğe bırakılmış bir nefesin sessizliğimi,
Bastığı yeri toprak diyerek geçmeyen birinin,
Dikkati ve tedirginliğimi...

Bekler mi beni,
Her yanı ama her yanı bir tebessüme muhtaç,
Bir sürü bahar gününün içinde,
Acaba bekler mi beni,
Uykularım, O sonsuz rüyalarım..olmaz onsuz hülyalarım..
Ama bilmezmiyim hiç,
Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine,
Kısacık bir zaman olmalıydı elimde...

Korkmuyorum artık solmaktan,
Solmaktan ve solgunluktan,
Yalnız korkar oldum,
Kırmaktan ve kırılmaktan,
Gelmişim nerelerden böyle,
Kurumuş bir yaban gülü yaprağı misali,
Yada pek kurumamış da,
Yorgun düşmüş taşımaktan...

Friday, March 23, 2007

Sadece sen ve ben, bir rüya, bir hülya..beden bulmuş hayallerim..
Seni görmesem, beni sevmesen, aşkı bilmesen, deliririm..
Geceleri saklar resimlerinden, gülüşünle, sevinirim...

Masallarla uyu bir gözünü açık tut dinliyormuşcasına..
Bak dinle bu sıcak rüzgarlarla esen aşk dileği..
Peri kızlarının ellerine yazılmış yaldızlı boyalarla..
Hayaller papatya saçlarını okşayan begonya tozlarıyla..
Usulca uzanıyor dalgalar elele dolaştığımız kıyılara..
Akşam serenatı martıların..
Güneş şımarık yüzünü ufukta veda edercesine..
İki kalbin dileği kabul olmuş yıldızlar kayıyor..
Aşık olduğum semalarda..
Küçük bir uçurtma mutlu sisler arasında..
Üzerinde adımızın baş harfleri..
Maviye aşık bir deniz akşamında ben umuda demir almış bir sandalla..
Sadece senin olduğun yarınlara, dur uyuma sonunu dinle ..
Sen cennet bahçelerine uyanacaksın rüyalarında..
Ve onlarca çiçek arasında kaybolacaksın şarkılarımla..
Bense gül yüzüne uyurken bakıp..
Yine sabahlara kadar hayaller kurup..
Saçlarını okşayacağım taa başının ucunda...

*MT..Begonya Tozları

Thursday, March 22, 2007

Aynaya sordular güzel miyim diye
Dedi bırak yüzünü bak şu gözlere
Eğer parıltı varsa, yüreğin çarpıyorsa
Bu dünyada senden güzel mi var
Bu dünyada herşey güzel bir bak

Keyfin kalmadıysa susar bu şarkılar
Giyinip boyansanda renkler solar
Sebebin kalmadıysa var olmak ızdırapsa
Yüzünde maskeyle geçer yıllar

Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var daha çocuğuz inan
Hadi beni güldür biraz
Daha yolumuz var sonuna kadar dayan

Aynayı kırdılar güzel göstermiyor diye
Bölündü parçalar çoğaldılar
Parıltı kalmadıysa, yüreğin çarpmıyorsa
Dünyadan ala cehennem mi var
Dünyada hala cehennem mi var

Hayat toz pembe olur sen istersen
Ne ekersen biçersin bu gizemli bağdan
Bir yanın karanlık bir yanın aydınlık
Işık bir yerdense şüphen mi var

*Ogün Sanlısoy

Sunday, March 18, 2007

Yalnızım o halde düşünüyorum,
Düşünüyorum o halde varım,
Düşünüyorum bu halimle yalnızım,
Varım bu halimle düşünüyorum...
Ne cenneti yaşadım sende ne cehennemi,
Eksik bırakmadın gözümdeki nemi,
Bir damla sudur yaprağın şebnemi,
Yazmaktan öte gitmeli bu adamın eylemi...

Friday, March 16, 2007

Sevgi tomurcuk bir çiçek
Ellerimizde büyüyecek
Sevgi bir hediye kalbimizde
Sevgiliye verilecek

Sevildiğinin kıymetini bil
En güzel duygudur sevilmek
Seni seviyorum dersem eğer
Bir sevenin olacak

Seviliyorsan sevmek de hakkındır
Seveni sevmek bu aşka katkındır
Unutma ki en güzel aşk
Uzattığın el kadar yakındır

*Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.(Y.Z.S)
Baş ucumda yanan lambada
Dalgalanır sarı saçların

Penceremde görülen çiçek
Sanki al yanağın

Radyomda dinlediğim müzik
Sana olan hicranım

Kalbimde duyduğun o ses
Sana olan aşkım

Her şeyde sen varsın
Her şeyinle yakarsın

İnsaf eyle güzelim
Bu aşık da bir nefes alsın

* Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.(Y.Z.S)
ne olursun güzelim sevsen beni
yar deyip de sinene sarsan beni
bir gün öldüreceksin
en sonunda sen beni

dalgalandım da duruldum
koştum ardından yoruldum
binlerce güzel sevdim de
sevdim de
en son sana vuruldum

yaktın yıktın kül ettin erittin beni
mecnuna döndürdün mahvettin beni
aşık gibi sevmesende
kardeş gibi sev beni

*Dalgalandım da duruldum...
Ben sizin mahalleden seni deli gibi severek geçen çocuk
Hani kalbinde hep kırmızı karanfiller açan
Hani şiir yazacak cesareti gözlerinden çalan çocuk
Bütün şiirlerini semalarına yazan
Kucak kucak topladığım papatyaları gönlünün cennetlerine umarsızca salan
Hani geceleri baktığın yıldızları senin için şiirlerinde bal kalbin gibi parlatan çocuk

Ne dünya umrumda ne bir rüya
Simit satmaya razıyım penceren altında
Bana bir gülümse yeterki gönülde bir olsun hayaller

bu kalbimin ilk gözyaşlarıydı aşkına
ve son yazan bir masaldan beri

Kaderi sen yazmış gibi hayatta şimdi kalbim
Alabora denizlerinde açıklarında batmak bilmeyen güneşlerinin gözlerinden öper
Dur bir kader
Bu aşkın beni hergün derinlerine çeker
Tek dileğim benim ol yeter
Gül kokunla sev yeter
Dert biter o zaman
Şarkılarıma çiçekler diker küçük ellerle yazdığım dizeler
Sen ben ve seninle kuracağımız hayaller
Bir dinlesen bu şarkımı umut gözlerine açar çiçekler
Bir anlasan bu aşkımı sen ve ben ve hep mutlu günler

Seni,sana hiç dokunmadan,sevebilen çocuk
Hani yolların üzerinde hep görmeden yanından geçtiğin
Seni sana şiirlerinde melekmişsin gibi anlatan çocuk
Tanısan dünyalar kadar seveceğin...

Cesaretim olmadı hiç konuşmaya
seninle bi türlü tanışmaya
Seni görünce titrerdi ellerim
Yüreğim düğümlenirdi yine

bu kalbimin ilk gözyaşlarıydı aşkına
ve son yazan bir masaldan beri

Sen mahallenin Süleyman bakkalındaydın bu aşık çocuk ordaydı
İnanmazsın ama hep yanındaydı
Sen mahallenin Rıfat kasabındaydın
Bu aşkına galip çocuk sıradaydı hep arkandaydı
Sen okul çıkışlarında minibüsleri bekleyedururken
Aşkınla yanan çocuk orada olduğunun farkındaydı
Ağlardı içim
Tutulan dilim için her gece prova yapardı aynalar karşısında
Şiirler yazar cesaretini toplardı güya
Allah'ım rüya mıydı gül yüzüne bakakaldığım anlarda
Belki o da bana bakar beni anlar da
Bir kelime yazar dudaklarıyla
Ah be kader ahh...

bu kalbimin ilk gözyaşlarıydı aşkına
ve son yazan bir masaldan beri

Güneşleri 25 ... bak bir Nisan akşamıydı
Yine aynı saatte aynı yerde hep esen o aynı rüzgar
Aynı aşık çocuk uzaklardan gül yüzüne bakma çabasıyla önünü kesen insanlara kızar
Yanına gelmek için parça parça olmuş kalbini bir araya toplamaya çalışırken
Sen her akşam bindiğin hiçbiryer minibüsleri yerine
metalik lacivert koltukları deri arabaya binerken
O değilde arabayı kullanan çocuğu yanağından öpüp ''Sevgilim'' derken
Bir buçuk sene geçti ''Ya kalbim daha çok erken konuşmak için'' derken
Bunu hiç mi hesaba katmamıştım?
Her acı unutulur bir gün
Ben seni içimde dünyanın sekizinci harikası yaptım
Sense hiç bilmeden bitirdiğin bu aşkta
Tanrıyı ve ve kalbimi bu aşka şahit bıraktın

bu kalbimin ilk gözyaşlarıydı aşkına
ve son yazan bir masaldan beri

*MT ..tek kalbimi şahit bıraktın

Thursday, March 15, 2007

Her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak,örneğin uçurtma,mesela
altına konabilir
bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine...

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasına
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla...

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerin içimde gizlidir
gelen giden,açan soran,bere budak yok
bir şiir istersin,
"içinde benzetmeler olan"
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok...

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan, olmayan,acıtan, sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
sever adım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine ...

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır...

sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış,hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır...

sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kaygınlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır...

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar...

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
ana başlayan bir kitap için önsöz...

sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah'a inanmaktır...


*Yılmaz ERDOĞAN mart 2000-bodrum
Sormaz, derdim çok güneş doğmaz,
Uzay misali boşlukta bu beden, dolmaz,
Kanmaz boş sözlere konmaz kelebekler bahçesine,
Giderler güllerine bakmadan,
Nasıl yaşanır ki bu hayat dikenlere basmadan,
Boş bu depresyonlar derken yaşar hayatı kasmadan,
Hak edene değer verir kalbini yormadan,
Şeytana sormadan yanılır tek başına,
Kulağım boş sözlerine aşina,
Dilini yorma sükut altın Retina,
Altın mağma, bulamazsın altın,
Konuşursan çözülür her bir haltın,
Sözlerinle adım adım yalnız kaldın…

Sayfamı açtın ellerini çek,
Kafiyem, veznim, kelimemle ahenk,
Sensiz neyleyim bu hayatı saniyeler yıllara denk,
Günlerim düşüncelerle cenk olmuşken,
Aynı sözler dilimde pelesenk,
Yok anlamı söz der,
Projeler arasında paranoyak oldun Retina Boşver!
Bana mutluluğun resmini çiz,
Geçen yıllar için ne yapabiliriz ki biz,
Hangimiz galibiz yıllara karşı, gizini çözebilir miyiz?
Peace….

*Retina - 15 Mart 2007

Wednesday, March 14, 2007

Tozlu raflarda kalan bedenim yorgun,
Alsın, bıraksın; kapını çalan ruhum dargın,
Emin olsun bu hayalperest yazar, çizer...
Aralar; günah kokan simsiyah perdeleri,
Karalar; bir çift gözün gördüğü seni, beni , herkesi...

Resti çektim, zor sınavımda gözlerim karardı,
Güneşe bakan tablolarımda çiçeklerim sarardı.
Can bulan bir öykümde sözlerim yaşardı,
Susmayan melodimde körpe heveslerim yeşerdi.
Göremediğim kadar derinde bir tebessümüm yeterdi.

Yılların kaçışları buğulu sancı, sevmeden...
Bugün daha mı farklı her bir günden,
Şimdi gitme kal, her bir düş, korku bilmeden...
Günün armonisi ağır geldi, büyüdüm derken,
Merhabanda ufak bir düş yarattım, o da kaçtı semayı seyrederken...

Friday, March 9, 2007

Kabına sığmayan dostluk,
Evvel zaman içinde biz zaten dosttuk.
Anlaşılmayan, anlaşılamayan dostluk...
Bir ışık sen yak, on ben,
Dosttuk, dostum; biz zaten...
Dostu kaybettim; ağlayan yine ben...
İçimde zor zanaat büyüttüğüm yalnızlığım,
Onu da kaybetmekten korkarım,kaygılarım...
Şüpheyle yoğrulmuş tereddütlerim,bakışlarım...
Varlık içinde yokluk çeksem, anlarım...
Yalnızlığın; yalnızlığımdır.
Aldım elime kalemi,
Karaladım tüm resimleri,
Ve sildim içinden,
Tüm sen olan benleri...

Wednesday, February 28, 2007

Güzelliklerden güzellik seç beğen,
Günün uzaklaşmasın sevgilerden,
Düş kur kendine gülüşlerden,
Aklın uzak olsun kederden,
Zaman dalıp, alıp bizi seçer,
Neşe dolup,seçer solgun renklerden...

Boşa değil anlatılanlar, yaşananlar var,
Sessizliğimizde bakışlarla birbirimizi anlar,
Senin için yazdım kaynağım maziden,
Her şeyimle varım, karşındaki bu ben,
Bazen hatalarda yapar bu beden...

Yarından sonrası farklı olmalı,
Aslolan şudur; her şey iyi olmalı,
Yaptık olmadı, baktık ; çocuk olmalı,
Yeri geldi gülmekten çıt kırıldık,
Bazen gemi dibe vurdu, sarsıldık
Anlayamadık; çünkü bu hayat çok karışık...

Sana bir soru; neden gözlerin buğulu,
En içten şiirim bu en duygulu,
Kalmasın kalbin uykulu,
Yaşandı bitti dediklerimizin anısı bile yetti,
Felek bilmecelerini sorarken aklımızdan geçenler tekti...

Büyümek fikri yoktu belki aklında,
Nerden bilebilirdin hayat zorlukta,
Sürekli koşup gülsen, bundan on yıl sonrada...

Yüzlerce tanıdık, onlarca arkadaş, ve bir çok dostun var,
Yarı gerçek, yarı masal, ve düşlediğin bir hayatın var,
Yüzlerce şıktan birini seç, o doğru gerisi yanlış karar,
Doğum gününde biliyorum gözlerin bizi arar,
Sen böyle devam et, etmezsin zarar...

*Neşecim Doğum Günün Kutlu Olsun...

Tuesday, February 27, 2007

Gittiğin günden hasretindeyim,
Yağmurlu bir akşamüstü kasvetindeyim,
Bilmiyorum sensiz ben neylerim,
Bilinen tek, deniz gözlüm sendeyim...

*Beni yarı yolda bırakmayan dostum; böyle devam et...
Ahh sarı saçlı eftalya,
Yazı düşlersin de bir birada,
Boynum bükük, arştan arza akar akasya,
İsyan içimde yatar, açar baharda,
Neden uyanmaz, içinde bir melek yatarda...
Pembeler;

Gözümün önüne geldiler,
Yüzüme bakmadan beni sildiler,
Aklıma nice hesaplar düşürdüler,
Gülmek sana fazla dediler,
Donakalırsa bedenim tetikler, hevesler
Boğazımda düğümlenir nefesler,
Karşı duramaz aciz bedenler,
Kapattığım tüm ışıklarda parlak gözler,
Karanlıkta birini seçer, eskiyi siler,
Annelerin ninnisi gibidir, hangi sözler...

Gözünü kırpma bi de sen vur,
Bu kaçıncı darbe, artık biri dese dur,
Bir serseriyi öldürecek yine serseri kurşundur,
Bekle görürsün hayat sana da yapar kur,
Rüzgarda savrulan ıslak benliğim kurur,
Salsam düşlerim yolunu bulur,
Yalnızlığın ortasında kaldım, nerde huzur,
Gözyaşlarım gelmez gözbebeğim sel olur,
Söyle hadi;
Kaç denemeyle aşık olunur,
Hangi duruşla adam olunur,
Neden her hareket buna yorulur,
Bilmem ardımdan neler sorulur...

Hedefimdeki tüm kurallar delinir,
Masallar Kaf dağının ardında belirir,
Bedeli ağırdır ama kolay ödenir,
Bunca zaman yaşama hevesim körelir,
Ta ki sevince; bedenim dirilir,
Sana aşık olunca gitmen mi gerekir,
En büyük sevda sözü, zaten sevmektir,
Beklesem acaba ne zaman, denk gelir,
Belki de suratıma tokat gibi gelir, reddedilir
Tek sebep sevmekse; bu kabul edilir,
Rüzgara kucak açtım; ne pusula gerektirir,
Yelkenleri saldım, salım kum biriktirir,
Hep ilerliyorum belki nefesim kesilir,
Dinlesem sağduyumun sesi incelir,
Teklifi sunuyorum, olacağı kesin olabilir...

Yavaşla olurda nerde duracağını bilemezsin,
Hayata bak benim gördüğümü göremezsin,
İçindeki kördüğümü tek başına çözemezsin,
Ağlarla örülen bu duvarı geçemezsin,
Yaklaş biraz; uzaktan beni seçemezsin,
Atılan her zarfı açtın bunu okuyamazsın,
Dünyanın tersinden bakıp olanlara şaşamazsın,
Beyinlere çıtlatılan lafları içinde tutamazsın,
Ara sıra yüzüme bak, zihnimde kalamazsın...

Gezdiğimiz yol dik ve yokuş,
En tepeye çıkalım, orda benimle buluş,
Bu aşkta son buluş, tam 12 den vuruş,
Esen rüzgarla kafalarda başlar uçuş,
Yazıldığı gibi okunuş bende; son dokunuş
Hayatım bir melodi bir sunuş
Eski yok olur, bendeki yeni oluş,
Sebep arama; adeta küllerimden doğuş,
Güneşin doğmadığı yerde ardı arkası konuş...

Bana tüm kapılar kapalıysa sende kapat zarf at,
Belki okurum hayat, okumazsam bana ayrılığı dayat,
Meleklerden ödünç aldığım protez kanat,
Gelenler hep gideni ödemeli arat,
Zorla, tut yakasından alırsın belki cevap,
Hangisi doğru, hangisi gerçek, hangisi sevap,
Devam et beni bu zamana kadar ağlat,
Alacakaranlıkta kayar bir yıldız son sürat,
Dur dur içinde biriktir sonra patlat,
Sevmediysen açtığım konuyu kapat,
Geride kalan bir tek şaşkın surat,
Sokaklar ıssıza bağlansa da giriş çok rahat,
Ne aldıysan onu sat; bana bir dostu hatırlat,
Sağa sola dönerim; beni bırakamazsın sakat,
Kaçırdığım fırsatları tekrar tekrar yarat,
İster tut bir sayı, zar at
İstersen vur yüzüme tokat at,
Beceremediysem; kendi yolunda tur at,
Ağlak günlerim sanma ki geçer rahat...

Monday, February 26, 2007

Gecem aydın, günüm aydın...
Sormasaydın, öpüp koklasaydın,
Saymasaydın, bölüp saklasaydın,
Yormasaydın, gülüp yollasaydın.

Koymasaydın beni yalnız, gece yollara,
Atmasaydın, zalim yalnızlığın kollarına,
Vermeseydin, aşk serumunu damarlarıma,
Olur muydum, senin yolunda bi aşk-ı hovarda...

İçmeseydim, elinden aşk şarabı,
Çekmeseydim, keşke bu azabı,
Görmeseydin, halim olan bu harabı,
Olur muydun, derdimin tek dermanı...

*2.ve 3. Dörtlüğü bana bahşeden dostumlarıma saygılarımla...

Sunday, February 25, 2007

Dört kanatlı yoncanın yaprağında,
Henüz açmamış goncanın dalında,
Her işin akabinde ve detayında,
Her güzelliğin gözünde ve kaşında,
Sinmiş korkularımın ezelinde ve başında,

Arar, arar; bulurum seni...

Dalgalanmış yüreğimin çarpıntısı saçlarında,
Tutmayan mafsallarımın kıpırtısı duruşunda,
Kucak dolusu hasretim kollarında,
Falına bakılmamış kahvenin acısı dudaklarında,
Üzerinde kalem oynatılmamış sevdanın yazgısı şakaklarında,

Yazar, yazar; avuturum kendimi...
Her gece düşlerimde gördüğüm o gerçeğim sendin...
Her gün bilmeden üstüne basıp geçtiğin o yol bendim...
Bütün sevmelere inat umut bağladığım sendin...
Tüm gülüşlerde saklı o kördüğüm bendim...
Varlık içinde yokluğum, karanlıkta fenerim sendin...
Kırılmış zannedip umursamadığın o pembe hikayende,
tokan bendim.
Edilmiş teşekkürleri kapmak adına söylediğim sözlerde,
hafifletici nedenim sendin.
Hayat görenin aşkıyla serap; bir damla suyla,
Kalem parça parça haykırır bu kağıda,
Dilim varmaz kimsin demeye,
Soyut bir yüz aksederken aynada.

Ne yapsam da; içimdeki ben hala sen krizlerinde.
Varlık ruhu keşfeder, gözün gözümde.
Bir dilim bende yedim, keramet hayat denen ekmekte.
Mekanın cennet, merhamet aşk denen illette.
Gerçeğin önünde düştü maskeler,
Hapsolmuş tüm kaybolan özlemler.
Elbet meleğim beni de kanatları altına alacak.
Ve hayaller ardı ardına gerçeğim olacak.
Kurduğum hesaplar, yargılar günahtan arınacak.

Sardığım gecelerim dumanlı bir örtü içinde.
Sis içinde bir kadeh şarap içince.
Döndü güler yüzüm kelamdan hasret çekince.
Çifte sevinçle ördüğüm bu zincir eşsiz,
Mabedim gönlünde, değerlerim çizdiğim eskiz.
İçimde bahar, senin adınla gözlerim parlar.
Bugün hüzün çöker nefeslerimden damlar,
İnce bir sızıyla tan kızıllığında geceme akar.

Ağlasın bırak gözlerim,
Ağlasın bırak sözlerim,
Her gün benim yollarımda,
Her düş senin kollarında,
Her son sözüm yokluğumda,
Solmasın gül papatyalarımla...
Efkarım doğdu dinmez içimde...
Güneşim oldu sönmez içimde...
Telaşım oldu bitmez içimde...
Talihim oldu dönmez içimde...
Umudum oldu tükenmez içimde...

Sessizliğim oydu susar içimde...
Gecem oldu uzar içimde...
Yaralarım oldu kanar içimde...
Ateşim oldu yanar içimde...
Sualim oldu sorar içimde...
En sert ünsüz ünlüyüm...
En mert sazsız sözlüyüm...
En dert gamsız türküyüm...
En pert güçsüz güçlüyüm...
En fert haksız haklıyım...
Her şeyi umursadığım o yerdeyim, sendeyim, seninleyim.
Her gün gidip geldiğim o yer benim, sensizim, sessizim.
Çaldıkça hüzün veren o şarkıyım, plak benim, güfte benim.
Düştükçe ıslatan o yağmurum, bulut benim, dert benim.
Çektikçe kısalan ı sigarayım, duman benim, tiryakin benim.
Gittikçe yaklaşan o benim, yol benim, yolcu benim.
İki bilinenli, sonsuza giden, x ve y
Sağdan başlayıp, birebir katıp sonu he-ce-le
Beyazı, kırmızısı var; sarısı, pembesi, sana bil-me-ce
Dokunma bana, bir adımdı, yaklaşan sona sa-de-ce
Ölüm bir fındık büyüklüğünde gelir bazen,
Tıkanır kalır nefes dahi alamazsın zaten,
Ufacık bedenlerde kocaman yürekler ebediyyen,
Sanma ki o gidişte duyar acı katiyyen...

*Kuzenim; ruhun ait olduğu yerde şimdi...
Kendisini tanımayan, anlamayan insandır yalnızca...
Kendisi olduğu sanılan kişiyi tanıyan...
Yapay gülümsemelerdir, gerçek kahkahanın...
Donuk çaresizliktir, gerçek acının...
Anlamsız gevezeliklerdir, doğru konuşmanın...
Sahte heyecanlardır, akıl almaz aşkların...
Karamsar tavırlardır, duygusal yaklaşımların...
Yersiz sitemlerdir, yerinde kararların...
Haksız rekabettir, alın teri çalışmanın...
Beklenen menfaattir, beklentisiz yaşamanın...
Kötü alışkanlıklardır, sımsıkı bağlılıkların...
Kabullenmesek te; yanlışlardır...
Doğruların yerini alan...
Sınırları belli belirsiz; çalakalem çizilmiş, hayatlar...
Son deminde soluklandığım; geç kalınmış, sevdalar...
Bir gülüşüne denk; tek bir yerde dönen, sarfiyatlar...
Günü kurtarma çabasında; boşa geçirilmiş, zamanlar...

Size sesleniyorum;...

Ne siz, beni anlar;
Ne ben, sizi anlar;
Anlarsa; bir o, anlar.
Anlarsa; o bir, anlar.

Kendime sahip olamadığım işte o anlar...
Az şey değil seninle olmak düşünüyorum da;
İçimde bir sevinç dallanıyor, budaklanıyor...
Gidiyorum, geliyorum, dalgalanıp duruluyorum.
Bir ceylan çiziyor toprak, karanlığın üstüne...
Karanlık maranlık ama iyi seçiliyor.
Alıp kaldırıyorum anıları düştüğü yerden...
Bunlar hep iyi şeylerdi ya.
Sahip olamadıklarımdan öte..

Siniyor içime bir şarkının sadece nakaratları...
Bazen su oluyorum, bazen aşk...
Bazen alev alev yanıyorum...
Bazen de yanmaktan öte gidemiyorum.
O oluyorum bu oluyorum...
Derken sabah oluyor.
Gün oluyor, kimse dokunamıyor,
Bizim suçsuzluğumuza...